Mustafa Kemal Atatürk

Barış Abi, İsmet Paşa değil mi Dolmabahçedeki Atatürk büstünü kaldıran, paraya kendi resmini bastıran. Tamam ikinci adamlığı sindiremedi, ölümünü fırsat bilip bu ve bunun gibi daha nice olayları yapması çokda hoş sebeplere dayanmasa gerek.
 
Evren YILMAZ' Alıntı:
Atatürk'ün en büyük özelliği cephedeyken bile kuracağı cumhuriyetin niteliklerini kendi kafasında belirlemesiydi. Yani bir devrimci gibi planlı programlı ve geleceğe yönelik adımlar atması onu diğer silah arkadaslarından ayıran kısımdı.

Bu anlamda her kesimden insan Atatürkçüyüm diyor. Yani bir yerinden Atatürk ismi sulandırılmaya çalışılıyor. Demokrasi, özgürlük, açılım gibi sihirli sözcüklerle Atatürk ün Cumhuriyetinin içi boşaltıldı ne yazıkki.

Bu anlamda ne yapsak boş şu an.Bugüne gelene kadar birşeyler yapılmalı idi ama yapılmadı.

O yüzden burada yalandan Atam izindeyiz falan demiyelim. Çünkü atı alan Üsküdar´ı gecmiş iken, bu sözlerin bi anlamı kalmıyor ne yazıkki.
Evren haklı olduğun bölümler olsa da genel itibari ile bu yazına katılmıyorum. Bu "Atatürkçüyüm" diyen insanlar bir şekilde tepkilerini ve yapmak istediklerini yapıyor ancak şu zaman ki durum çok başka malesef, bir açılım tutturduk gidiyoruz ama bunun neye mâl olacağını daha kimse kestiremiyor. Yani açılımı yapanlar dahi anlamadı bunu, belli bir kesim hariç.

Bu ülkenin yapı taşlarına dinamit koyup patlatılsa dahi yüce insanın da dediği gibi " Muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur..!" Bu ülkede olup bitenleri izliyoruz, unutturulan bir Atatürk mevcut ama onlara karşı da unutmayan bir Atatürkçü Gençlik var, öyle veya böyle bazı kesimlere unutturulan Atatürk tekrar geri hatırlatılır..
 
K

Kenan Erdem Akkaş

Misafir
Tüm Tarihcilerin üzerinde uzlaştığı bir konu varsa buda İnönünün Atatürkü unutturma çabasına girdiğidir..ve ona en sert muhalefetide yine kendisinin yaptığıdır..
Özellikle Atatürkün vefatından sonra Atatürkü koruma kanununu çıkarma şerefini bile Demokrat Partye kaptırmış İnönü..ki bu bana göre büyük bir utançdır

Atatürk öldüğünde İnönü ile küsmüş..ama son nefesinde de İnönün eşi ve Çocuklarına sahip çıkılmasını vasiyetinde de belirtmiş

Peki bukadar zıt iki karakter nasıl biraraya geliyordu..daha doğrusu Mustafa Kemal neden İnönüyü yanından ayırmıyordu?

Çünkü Atatürk deli dolu bir adamdı..Gözü pekti..verdiği kararı anında verir çoğu zaman Duygulaıylada hareket ederdi....çoğu akşam verdiği kararları sabah İnönünün düzelttiği bilinir..yani İnönüde onu tersen tamamlayan bir kişilkti..işte bu yüzdendir ki Devlet kurmak için İnönünün sükunetine sakinleğine onun tamamlayacılığına ihtiyacı vardı..
 
Farkındayım Eren, kesin bir görüş ve fikir ayrılığı var ama ne olursa olsun İsmet Paşa'nın kötü biri ya da Atatürk'ü sevmediği anlamını çıkartmak bana göre yersiz olur. İsmet paşa bir şekilde bütün bunları yapmıştır ama Atatürk'te hiç bir zaman ona güvenmekle hata etmemiştir, en azından yaşarken. Bugün ikiside üst düzey bir komutandır ancak Atatürk'ü o'ndan ayıran keskin özellikler vardır, sanırım bazı şeyleri sindiremeyişi ikisinin arasını açan şeydir..

Bir şey daha var. Bu ikili birbirlerini çok iyi tamamlıyorlardı, öyle veya böyle Atatürk bir kararı anında alıp ve anında uygulayan biriydi. Hatta bu uğurda sözleri bile mevcut ancak karar yanlış olduğunda bunu düzelten de İsmet Paşadır, İsmet Paşa o yüzden çok iyi bir ikinci adamdır ama malesef belli süre sonra o "ikinci adamlık" meselesini istememiştir, artık gurur mu dersin ya da başka birşey mi bilemiyorum.

Bazı yerlerde Atatürk'ün küs olarak öldüğü de yazılır, bunu tam bilmeyerek şunu demek istiyorum. Cephe'de sırt sırta çarpışan bu ikili "her nedense" fikir ve azıcıkta olsa yol ayrılığına girmişlerdir ama bana göre asla ve asla ne Atatürk İsmet Paşa ile dost olmaktan ne de İsmet Paşa Atatürk ile dost olmaktan pişman olmuştur..
 
K

Kenan Erdem Akkaş

Misafir
Barış bencede asla pişman olmamışlardır ama Atatürkün son dönemlerinde hani kesin olan birşey varsa İnönüyü defterden silmiş..

Nuri Conker olayı(ki atatürk onu ruh ikizi olarak belirtiyormuş) İnönünün Conkere karşı çıkması
Atatürk Orman Çiftliğindeki harcamalardan dolayı sık sık İnönünün Atatürkü eleştirmesi
Nyon antlaşmasında ki siyasi anlaşmazlıkları ve yine o meşhur aralarına geen hatay ın anavatana katılma olayı
ve en son İnönünün cesaretini toplayıp Mustafa Kemale o meşhur ipleri koparan sözleri söylemesi..

hatta tarihciler Atatürkün kesin olarak İnönüyü defterden sildiği tarih olarak 20 Eylül 1937 yi gösterirler..ve onu başbakanlıktan dahi alır..görvden ayrılmasını ister..

Ama hani bir söz vardırya eski dostlar düşman olmazmış..aynen bu şekil..Atatürk küs dahi olsa Hastalığı sırasında İnönünde Hasta olduğu haberi gelir..yaşamasının güç olduğu söylenir ve Atatürk Fransa'dan iç hastalıklar uzmanı Prof. Fissenger'i İnönü'yü tedavi etmesi için Ankara'ya gönderiyor..Dava arkadaşı İnönü ölürse üç çocuğunun ortada kalacağından endişe etmiş. ve mirasını yazdıarak bu üç çocuğada pay vermiş..yataktan kalkamayan Atatürk İnönüyü görmek istemiş ama izin verilmemiş..kısaca kendi hastalığını unutmuş eski dostunu düşünmüş..
 
Benim yazıma katılıp katılmamanız önemli değil.Ben durum tespiti yapıyorum.
Türkiye nin 8 yılda geldiği noktanın ne oldugunu anlamanıza çalışıyorum.

Şu an Atatürkçü kavramı kaybolmak üzere Türekiye de.Anayasa mahkemesi ve birazda Tsk dısında tüm kurumlardan Atatürk sözcügü cıkarılmıs durumda.
Yani şeklen 10 Kasımlarda mozoleye çelenk koyuluyor ama hepsi bu.

Doğuda etnik milliyetcilik körükleniyor.Yani sorun sınıf sorunundan cıkarılıp ırksal biçime dönüştürülüyor.Bunun sonucu bölünmedir.Tito ve Yugoslavya döneminde kardeşce yasayan insanların şimdi nasıl kırk parcaya bölünüp hepsininde birbirine düşman olması iyi incelenmelidir.
Çünkü şu an bizde bu yolda ilerliyoruz.

Abd Iraktan cekiliyor.İsrail artık Abd ye Ortadoguda yetmiyor.Abd ye işlerini yaptırmak için müslüman bir ülke gerekiyor.Bu da ne yazıkki Türkiye.
Siyasiler buna jeopolitik önem diyor biz ise ayak işleri diyoruz.

Mevcut ekonomik krizin unutturulması için sürekli gündemi baska şeylerle mesgul etmek gerekiyor.Bu 6 ay önce Ergenekon davası idi şimdi ise açılım oldu.

Özgürlük demokrasi vs vs vs bunlar güzel sözcükler.Ama özgür olmak için önce eşit olmak gerekir.
Ve milyonlarca insan 500 tl ye 1 ay çalışırken bu arkadaslar ayda trilyonlar kazanıyorsa bunların getireceği şeyden özgürlük çıkmaz.Çıksa bile bu sadece şeklen bir özgürlük olur.
Yani Bagdat caddesinde spor araba ile gezenleri izleme özgürlüğüdür bu.
Hepsi bu.
 
İşte nasıl insanlar oldukları bir kez daha görülüyor Erdem ama ikisinin anlaşamadığı da malesef gerçekler arasındadır..

--------------------------------------------------------

Atatürk ve Fevzi Çakmak'ın Rüyası

İstiklal Harbi günlerinde Sakarya Meydan Muharebe''lerinin en kritik dönemlerinde top seslerinin Ankara''dan duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisi''nin Kayseri''ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde Atatürk günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren İstasyonundaki evde bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin''e:

Acele olarak Fevzi Paşa''yı telefonla ara bul ve hemen buraya gelmesini söyle. Diyor.

Ali Metin Fevzi Paşa''yı telefonla arayıp bulduğunda Fevzi Paşa da Atatürk''ün yanına gelmek üzere hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa Atatürk''ün yanına girince Atatürk ona bir kâğıt kalem uzatıp:

Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver diyor.

Kendisi de bir kâğıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı Fevzi Paşa''ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra her iki Paşa da karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar.

Her ikisinin de yazdıklarını kendi kâğıtlarından okuyan Ali Metin her iki kâğıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor:

Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimiz Hacı Bayrâm-ı Velî''ye diyor ki:

"-Mustafa''ya söyle korkmasın sonunda zafer onların olacak."

Bilindiği gibi aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi Hacı Bayrâm-ı Velîye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri

''Mustafa Kemal''
ve
''Mustafa Fevzi''dir.
 
Abilerimin 2009 yılında ki konu ile ilgili yazılarını okudum benim görüşüm şöyle inönü ile atatürk arasında ki ilişki şu idi atatürk vahdetinden bile yararlanmak isteyen birisi olarak kafasında ki türkiye cumhuriyetine giderken sonuna kadar yararlandı artık zarar vermeye başlayınca görevden aldı arkadaşlık ilişkileri sizin bahsettiği gibi idi onun kafasında 100 milyonluk büyük türkiye hayali vardı dünyanın en sanayileşmiş ve ilerlemiş devleti bu yolda hemen herkesle konuştu her devletle şartlar içinde ışbirliği yaptı oldugunde biriktiği devlet 18 milyon nüfuslu avrupa sanayisine yaklaşmış bir türkiye cumhuriyeti idi devamını getiremediler durum budur aslında
 

Üst