| En Süperi Kim? |
|
|
|
| Samet Mehmet Bora tarafından yazıldı. |
| Çarşamba, 21 Ekim 2009 07:53 |
|
Bundan 4 sene önce, Spartak Moscow Region takımının kadrosu tam oturmuş ve Avrupa’da Euro Cup mücadelesi veriyor. Gruplardan kayıpsız çıkmayı başaran Moskova temsilcisinin rakibi, gruplarda başarılı bir mücadele veren Türk temsilcisi Fenerbahçe. Fenerbahçe’de Galatasaray’ın yakından tanıdığı üç isim var; Şaziye İvegin, Esra Şencebe ve Nilay Yiğit. Her iki maçı da kazanan Spartak Moscow Region takımı, bu sezonu da Euro Cup şampiyonu olarak tamamladı. Bu kupa, Rus takımının kazandığı son Euro Cup şampiyonluğuydu. Bundan sonra 3 sene üst üste Euro Lig şampiyonu oldu bu takım. Geçen sene, Galatasaray kadroyu kurmuş, Türkiye’de şampiyonluğu kovalamış, önceki seneden kalma bir hesabı bulunan Galatasaray, efsanevi bir oyunla Cumhurbaşkanlığı kupasında Fenerbahçe’yi yenerek sezonu açmıştı. Sene boyu istediği gibi mücadele veremeyen Galatasaray, Avrupa’da iyi sonuçlar almış ve Moskova takımının 4 sene önce elde ettiği başarıyı yakalayarak Euro Cup şampiyonu olmuştu. Bu durumda dikkatimizi vermemiz gereken nokta, Türkiye liginin kalitesi. Ezeli rakipler Fenerbahçe ve Galatasaray, sezon başlamadan Cumhurbaşkanlığı kupasıyla başladıkları mücadelelerine, sezon sonunda Fenerbahçe’nin şampiyonluğuyla noktayı koymuştu. Öncesindeki 2 sene üst üste Final Four oynayan Fenerbahçe, bu sene Avrupa’da istediği başarıyı yakalayamamıştı ve Türkiye’de şampiyonluğu kaçıran Galatasaray, Avrupa’da şampiyon olmasını bilmişti. Rakip, Toronto’ydu. Toronto’yu da 4 sene öncesinde Işıl’ın rakibi olarak, Botaş’ın grubunda görmüştük. Tabii, Türk takımlarının tanıdığı bir rakip. İtalya’da fark yiyen Galatasaray, burada daha büyük bir zaferle şampiyon olmuştu. Kolay iş değil. O sene Botaş da yenilmişti Toronto’ya, İtalya’da. Bayan Basketbolda 4 senede değişen fazla bir şey yok. Bu sene, Spartak Moscow son 4 senenin Avrupa ve son 3 senenin Euro Lig şampiyonu. Spartak Moskova’nın serisinin başlamasından 1 sene önce Galatasaray’ın 2.Lig’de olduğunu hesaba katarsak, bugün, bu rekabetin lideri hiç şüphesiz Galatasaray’dır. Böyle bir rekabete hazırlanan Galatasaray için skorun hiçbir önemi yok. Gelelim maça… Galatasaray, maç başında verdiği mücadelede Moskova takımından geri kalır bir takım görüntüsü vermiyordu. Ta ki son 3-4 dakikada yediği üst üste sayılarla 23-9’luk skorla ilk periyodu kaybedene kadar. Kimsenin, maçın kopmasına sebep olan bu 3-4 dakikalık süreyi göz ardı ettiğini sanmıyorum. Keza Galatasaray’lı basketbolcular mücadeleyi bırakmayarak bir sürprize hazır olmamızı sağlayarak, maça ilgimizin devam etmesini sağladılar. Yapamadılar ama dikkatimizi canlı tuttular. 27-14 kaybettiğimiz 2. periyoda skor 50-23 olmuştu. Oyunculardan tek tek bahsetmeye gerek bile yok çünkü bu maçta oyunculardan çok skorun gidişine göre taktik üretemediğimizi düşünüyorum. İlk periyodun son 3 dakikasında mola alarak, savunmada bire bir savunma yapıp hücumlarda hızlı çıkmayı deneseydik belki de fark yemeyecektik ancak dediğim gibi, arada 4 senelik bir fark var. Her ne kadar kendi görüşüm olsa da, istikrarın takım başarısının en önemli unsuru olduğu konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Burada biz istikrarlı bir takım ile yeniden hazırlanmış bir takımın mücadelesini izledik. Bu mücadelenin sonucu; Galatasaray-S. M. Region takımının sonucu değildi. 3. periyotta çok daha iyi bir savunma yaptık. 67-38 biten 3. periyot, Moskova’nın 17-15’lik üstünlüğüne tekabül ediyordu. Bu da, istersek, mücadele edersek ve savunmada daha iyi bir şekilde oynarsak, skor üretemeyeceğimiz bir durumda bile başa baş gidebileceğimizin ispatıydı. Sonuç olarak cevabını aldığımız ana sorular şunlardı; Yeni oyuncularımızın durumu ne? Augustus ile Işıl’ın yokluğunda takım nasıl etkileniyor? Gençlerimiz bu sene yeterince süre alacaklar mı? Atış yüzdelerimiz ne durumda? Bu maçın kaybedilmesindeki en önemli sorunlardan biri de son soruda sorduğumuz faktördü. Atış yüzdelerimiz beni hayal kırıklığına uğrattı. Özellikle Young, kendinden beklenemeyecek kadar kötü bir yüzdeyle oynadı; içeride 5/16. Gençlerimizden Bahar Çağlar, 8 dakikada 3 sayı 2 ribaund yaparak geçen seneden farklı bir görüntü sergilemedi. Targoviste maçında Yasemen Saylar’ı çok iyi görmüştüm. Kesinlikle bu sene yıldızlaşacak oyunculardan biri olduğu düşüncesindeyim. Bu maçta ise aldığı 6 dakikada hiçbir şey yapamadı. Ancak rakipler arasındaki kalite farkı tartışılamaz. Yeni oyuncularımız bu maçta Galatasaray’ın en iyi oyuncularıydı. Augustus ile Işıl’ın var olması ise biraz daha çok sayı bulup az sayı yememize sebep olacaktı. 92-59 biten maç belki 80-70 gibi bir skorla bitebilirdi ancak yine de Spartak Moskova’ya yenilmemize engel olmayacaktı. Gençlerimizin yeterince süre alacakları sorusuna ise “evet” cevabını çıkardım ben buradan. Yasemen ve Bahar için en azından… Bu maçta bile 5-10 dakika arası süre alabilen bu oyuncular, ligde gelecek vaat ettiklerini gösterecekler. Sonuç itibariyle En Süper kim? En süper Galatasaray. Skor kimseyi yanıltmasın. Moskova takımı kadrosunu kurarken, Galatasaray Bayan Basketbol takımına yatırım yoktu. Moskova şampiyonluklar alırken Galatasaray hala 2. Ligdeydi. Moskova sistemini oluştururken, Galatasaray’a gelecek oyuncular bilinmiyordu. Moskova yıldız oyuncular transfer ederken, bugün Galatasaray’da oynayan oyuncuları hayal dahi edemezdik. Moskova Avrupa şampiyonlukları alırken Galatasaray, sadece Fenerbahçe ile mücadele edebilip, edemeyeceğini hesaplıyordu. Bugün aradaki bu yaklaşık 7-8 senelik farkın sonucu 92-59 gibi 33 sayılık bir fark. 1757 kez okundu. |











